Şahin Mengü:Apo'ya Af Çıkaracaklar

CHP’li Muhaliflerden mevcut yönetime çözüm önerileri geldi.Muhalifler çözüm önerilerini bir rapor haline getirerek kamuoyuna açıkladılar.

Şahin Mengü:Apo'ya Af Çıkaracaklar

  Gurup adına açıklama yapan Eski MYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Şahin Mengü açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

“Değerli Dostlar, bize yapılan en büyük eleştiri, “siz parti yönetimini sade eleştirirsiniz, ama çözüm önerisi getirmezsiniz” eleştirisi üzerine, Sayın Onur Öymen, Sayın Algan Hacaloğlu, Sayın Kemal Anadol, Sayın Gürol Ergin, Sayın Korkmaz Karaca, Sayın İlhan Göğüş ve benim de aralarında bulunduğu bir grup, ülkenin en önemli sorunu hakkında bir rapor hazırladık. Bunu sizlerle paylaşıyorum.”

Gurubun sunduğu çözüm önerisi şu şekilde
 

A.- SON 25 YILDIR 

"BÖLÜCÜ TERÖR" TÜRKİYE'NİN EN ÖNEMLİ SORUNUDUR 

Terörizm yaşam hakkına, demokratikleşmemize, uluslar arası barışa ve güvenliğe yönelik en ciddi tehdittir. Terör hangi koşullarda ortaya çıkarsa çıksın amacı ve hedefi ne olursa olsun karşı çıkılmalı ve lanetlenmelidir. 
PKK / Kontragel örgütü, etnik milliyetçilik temelinde son yirmi yıldır acımasız, kanlı, silahlı terörist eylemleri sonucu Türkiye 40 bine yakın insanını kaybetmiştir. 
PKK'nın terör eylemleri 1984 yılında başladı. 1989 yılına kadar düşük düzeyde gelişti. Sonra tırmanışa geçerek 1993 ve 1994 yıllarında en yoğun düzeyine tırmandı. Silahlı Kuvvetler'in terörle mücadelede uzmanlaşmasıyla beraber giderek kontrol altına alınmaya başlandı ve Öcalan'ın Afrika'da Amerika tarafından yakalanıp Türkiye'ye teslim edilmesi ile durma noktasına geldi. 
Ancak Amerika'nın 1993'de Irak'a yaptığı silahlı müdahale yeni bir dönem başlattı. Amerika'nın Irak'da izlediği dini ve etnik farklılıkları tahrik eden, onları öne çıkartan politikaları bir taraftan Irak'ın parçalanmasına zemin yaratırken, bölücü Kürt milliyetçiliğine de hayat verdi. 
Türkiye Parlamentosu'nun 1 Mart 2003'de aldığı tarihi yürekli karar ile Türkiye kendisini Irak'taki bataklıktan kurtarırken bundan rahatsız olan Amerika'nın gazabına uğradı. Amerika'nın Türkiye üzerine PKK kartını, Barzani ile işbirliği içinde kullanmasıyla birlikte PKK/ Kongragel terör örgütü adeta uykudan uyandı; yeniden canlandı, 

1. TERÖR ÖRGÜTLERiNiN GÜNÜMÜZDE KONUMU 
• Bölgede terör eylemlerinde, 1985'lerden beri PKK etkin ve aktif durumdadır. Yurt içi ve yurt dışında (Kandil odaklı) faaliyet gösteren PKK silahlı militanların toplam sayısı 6 bin ile 8 bin arasında seyretmiştir. Yurt içinde ulaştığı en yüksek sayı 4500 dür. Halen 2 bin 500 civarında olduğu düşünülmektedir. 
 
• 90'1ı yılların ortasına kadar özellikle Tunceli-Tokat-Amasya kırsalında hareketlilik gösteren Radikal Sol (DHKPC vb.) günümüzde PKK içinde erimiş durumdadır. 
 
• Türk HizBUllAH'1 hep Derin Devletin kontrolü altında faaliyet göstermiştir. 24 Ocak 2001 'de Gaffar Okan suikastından sonra silahlı eylem yapmamaktadır. Özellikle 1989-1995 döneminde PKK'a yakın veya yandaş gözükenlere karşı Derin Devlet tarafından, (ağırlıklı olarak Batman/Diyarbakır ekseni ile Sakarya bölgesinde) Faili Meçhul cinayetlerde kullanılmıştır. 
 
• iBDA-C ile iran bağlantılı bazı radikal gruplarda 10 küsür yıldır susmuş veya sinmiş durumdadır. 

II – PKK’NIN TERÖR EYLEMLERİ
PKK'nın resmi kayıtlara geçen ilk ailahlı eylemi, 15 Ağustos 1984 tarihinde Siirt'in Eruh ilçesindeki Jandarma Karakol binasına karşı, bir erin şehit verildiği saldırıdır. 
Sonra iki yılı eylemsiz geçiren örgüt 22 Ocak 1987 tarihinden itibaren halkı yıldırmaya yönelik acımasız köy katliamları gerçekleştirmiştir. Bu kapsamda 1987 -1995 yılları arasında PKK Terör örgütü tarafından gerçekleştirilen sivillere yönelik toplu katliamlar aşağıda belirtilmiştir. 
• Nusaybin ilçesi, Açıkyol köyü katliamı. (6 Çocuk, 2 Kadın, 8 kişi) 
• Ömerli, Pınarcık köyü katliamı. (16 Çocuk, 6 Kadın, 8 Erkek, 30 Kişi) 
• Siirt, Kılıçkaya köyü katliamı. (14 Çocuk, 10 Erkek, 24 kişi) 
• Midyat ilçesi, Dargeçit katliamı. (3 Çocuk, 1 Kadın, 5 kişi) 
• Bingöl ve Siirt'in 2 köyünde katliam (12 kişi). 
• Siirt'in Taraklı ve Üçkardeşler mezraları katliamı (4'ü kadın 11 kişi) 
• Nusaybin ilçesi Behmenin mezrası katliamı (8'i çocuk, 2'si kadın 11 kişi) 
• Dargeçit Yazıörün köyü katliamı (3 Öğretmen) 
• Yüksekova ilçesi ikiyaka köyü katliamı (21 kişi) 
• Van, Övecik köyü katliamı (3 erkek, 2 Çocuk, 5 kişi) 
• Şırnak'ın Çevrimli köyü katliamı (12 çocuk, 7 kadın, 27 kişi) 
• Kahramanmaraş, Elbistan, Kantarma köyü katliamı (7 Erkek) 
• Tatvan ilçesinde minibüs katliamı (13 kişi) 
• Bitlis'in Cevizdalı köyü katliamı, (çoğu çocuk ve kadın 30 kişi 
• Mardin, Yeşilli, Koyunlu köyü. (1 Çocuk, 4 Kadın, 3 Erkek, 8 kişi) 
• Kemaliye Başbağlar köyü katliamı ( kadın ve erkek 28 kişi) 
• Van Bahçesaray Vanizer köyü katliamı, (22'si kadın ve çocuk, 25 kişi) 
• Bitlis'in Mutki ilçesinde yol keserek katliam (28 kişi) 
• Elazığ Kovancılar ilçesinde köy katliamı (9 kişi) 
• Siirt, Batman, Hakkari'de mezra katliamı (çoğu kadın ve çocuk 35 kişi) 
• Tunceli, Pertek, Pınarlar köyü okul katliamı (4 Öğretmen öldürüldü) 
• Siirt, Baykan Derince mezrası. (1 Erkek, 8 Kadın, 13 Çocuk, 22 kişi) 
• Erzurum, Yavi beldesi katliamı (çoğu çocuk ve kadın 35 kişi) 
• Erzurum, Pasinler, Çiçekli köyü katliamı (6 kişi) 
• Savur, Ormancık ve Akyürek köyü katliaml(10 Çocuk, 6 Kadın, 20 kişi) 
• Tunceli, Mazgirt, Darıkent Beldesi okul katliamı (6 Öğretmen) 
• Mardin, Savur Pınardere köyü (4 Öğretmen) 
• Siirt'in merkeze bağlı Çölköyü katliamı 10 kişi) 
• Diyarbakır, Kulp Hamzalı köyü katliamı (19 kişi) 
• Van, Gürpınar katliamı (12 kişi) 
• Hatay, Hassa, Akbez beldesi katliamı (3'ü çocuk 8 kişi) 
• Şırnak, Bulakbaşı köyü katliamı (2 Kadın, 2 çocuk, 9 kişi) 
• Şırnak, Güçlükonak'ta yol katliamı (7'si köy korucusu 11 kişi) 
• Kahramanmaraş'ın Ekinözü ilçesi okul katliamı (3 öğretmen) 

2002'de adeta yok hükmünde olan PKK nasıl ayağa kalktı ya da dirildi? Bu durum AKP'nin içeride sorumsuz ve kifayetsiz, dışarıda teslimiyetçi politikalarmm sonucudur. 
• Tayyip Erdoğan, 10 yıl boyunca TSK yerine PKK ile mücadele etseydi bu örgüt ayağa kalkabilir miydi? 
• Habur açılımı ve Oslo-imralı müzakereleri yapılmasa, yani PKK bu kadar pohpohlanmasa bunlar olur muydu? 
3.- "KUZEY IRAK'TAN PKK'YI TAMAMEN TASFİYE ETMEK" DEVLETİMİZİN HEM HAKKI, HEM DE GÖREVİDİR. 
CHP, terörle mücadeleyi bölgede yaşayan vatandaşlarımızı teröristlerden ayırarak, vatandaşlarımızın insan haklarına saygı göstererek gerçekleştirecektir. 
 
• CHP, terörü olağan dışı yöntemlere sığınmadan, güvenlik güçlerini yasalara uygun ve etkili biçimde kullanarak ve gerekli sosyo-ekonomik tedbirleri alarak önleyecektir. 
 
• Koruculuk uygulamasına son verilecektir: Terör örgütlerinin etkisiz kılınmasıyla eş zamanlı olarak koruculuk uygulamasına son verilecek; görevlerinden ayrılacak korucular için istihdam olanakları yaratılacak, sosyal güvenlik haklarından yararlandırılacaktır. 

KANDİL İÇİN TSK'NIN OPERASYON ŞARTI 
Org. Özel, Silahlı Kuvvetlerin Kandil'i etkisiz hale getirecek güce sahip olduğunu ancak, 3 şartı olduğunu belirtti: 
1.- Devlet kararı gerektiriyor; 
2.-ABD'nin buna rıza göstermesinin sağlanması gerekiyor. 
3.-Doğabilecek ağır insan kayıpları konusunda kamuoyu hazırlanmalı, kamuoyu desteği sağlanmalı. 

"TERÖRÜ SÜRDÜRME İDDİASI MEVCUT OLDUGU SÜRECE", TERÖRLE MÜCADELE ULUSAL KARARLILIKLA SÜRDÜRÜLMELİDİR 
Terör ülkenin varlığı ve bütünlüğüne yönelik bir tehdit oluşturduğu sürece, ülkemizde barışı kanattığı sürece, terörle mücadele, genelde Kürt sorunu olarak tanımladığımız toplumsal (siyasal, ekonomik, sosyal) soruna çözüm çabalarını aksatmadan kararlılıkla sürdürülmelidir. 
TERÖR HİÇBİR ŞEKİLDE BİR SİYASİ MÜCADELE YÖNTEMİ OLARAK GÖRÜLEMEZ, AF TERÖRLE MÜCADELENİN YÖNTEMİ OLAMAZ. 
AF ancak, terörün artık bir siyasi yöntem olmaktan çıktığı, terörün artık fiilen sona erdiği, artık teröre başvurulmayacağı konusunda güven verici bir gözlernin yapıldığı bir ortamda bir toplumsal barış, kaynaşma ve kardeşlik projesi olarak düşünülmelidir.

AKP'NIN APO'YA ÖZEL AF ÇIKARMA GİRİŞİMİ

27 Nisan 2DDG'da TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Toplantısında, "güvenlik güçlerinin terörle mücadelede elini güçlendirecek olan" tasarının G. maddesinin son fıkrasında, terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ve üyelerinin, bir defaya mahsus olmak üzere "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanmasına yönelik AKP'nin girişimi CHP'nin kararlı müdahalesi ile önlenmişti. 


B.- "KÜRT SORUNU" BİR DEMOKRATİKLEŞME VE SOSYO-EKONOMİK KALKINMA SORUNUDUR 

1.- "ULUS DEVLET" & "BİREYSEL KÜLTÜREL HAKLAR" BİR BÜTÜNDÜR 
Etnik kökenimiz veya ana dilimiz" ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes "Türk Milletinin" eşit haklara ve hukuka sahip parçasıdır. "Türk Milleti" bizim ortak "milli kimliğimizdir". 
Ancak, "Türk Milletinin" bir ferdi olmamız, bizim "farklı etnik kökene, farklı ana dil ve kültüre" sahip olmamıza hiçbir şekilde engel oluşturamaz. Aksine, toplumsal yaşamımıza, ulusal kültürümüze, demokrasimize zenginlik katar. 
Bizim bireyler olarak Kürt, Arnavut, Arap, Çerkez, Gürcü, Rum, Makedon, Süryani, Azeri veya diğer etnik kökenlerden gelmemiz, farklı etnik kimliklere ve ana dillere sahip olmamız, ulus olarak gücümüzdür, zenginliğimizdir. 

‘’ÇAĞDAŞ DEVLET’’ ETNİK KÖRDÜR:

Devlet insanımızın etnik kimliğini hiçbir şekilde devlete yönelik bir tehdit gibi algılamamalıdır. Devlet, karşındaki vatandaşlnın etnik kökenini değil, 
* * Onun içindeki insanlığı, 
* * Onun demokratik, sosyal ve ekonomik taleplerini, * * Onun hak ve hukundaki eksikliklerini, 
* *Onun bireysel kültürel haklarına ulaşabilme ve kullanabilmedeki yetersizliklerini, 
görmeli, çağdaş sosyal hukuk devleti yapısı ve sorumluluğu içinde eksikjlik ve yetersizlikleri gidermeli, ülkede eksiksiz bir hoşgörü, barış ve huzur ortamı sağlamalıdır. 
TÜRKİYE; BİR IRK, BİR KAN DEVLETİ DEĞİL, BİR SİYASİ BİLİNÇ CUMHURİYETİDİR ••. 
ırkı, soyu, etnik kökeni, ana dili ne olursa olsun tüm yurttaşlar, bu milletin eşit ve asli unsurlarıdır. Tümü, toplumumuz içinde her zaman, her koşulda eşit hukuk ile evrensel hak ve özgürlüklere sahip olacaklardır. 
Her biri, kimliklerine devlet tarafından koşulsuz olarak saygı duyulan vatandaşlar olarak varlıklarını hukuk devleti normları içinde özgürce sürdüreceklerdir. 
CHP'NİN, BİREYSEL KÜLTÜREL HAKLARI, KÜLTÜREL 
ÇOĞULCULUĞU, ÖZGÜRLÜĞÜ, DEMOKRATİKLEŞMEYİ TEMEL ALIR: 
Özgürlüğü evrensel bir değer olarak gören ve korumasını bilen; kişilik haklarına saygılı, yapıcı ve yaratıcı, barışcıl ufka sahip insanı öne çıkaran, Kültürde asimilasyonu değil, bireysel kültürel haklara saygı içinde entegrasyonu benimseyen, ileri bir demokratik toplum ve kültür ortamını amaçlar. 
"ANADİL", KÜLTÜREL DİYALOGUN; "RESMİ DİL" İSE, SİYASAL BİRLİĞİN ARACIDIR. 
Bu ilkeler temelinde; her etnik kökenden yurttaşımız, bu arada KÜRT kökenli yurttaşlarımız, kendi özgür irade ve talepleri içinde; 
• Kendi ana dilini özgürce kullanabilmeli, özel dershaneler veya kurslar gibi kurumlar kurarak özgürce öğrenebilmeli ve öğretebilmelidir. 
• Kendi ana dillerinde, "gazete, dergi, kitap yayınlayabilmeli, ve diğer her türlü yazılı ve sözlü yayında bulunabilmeli, müzik ve sanatın diğer dallarında faaliyette bulunabilmelidir.
 
• Türkiye sınırları içinde yayın yapan "radyo ve televizyon" kurum veya kuruluşları üzerinden, RTÜK'ün genel kuralları çerçevesinde, kendi anadillerinde yayın yapabilmelidir. 

• Değişik kültürel etkinliklerde bulunabilmeli, kendi folklorlarını yaşatabilmeli ve geliştirebilmelidir. 
• Tüm bu ve benzeri "bireysel kültürel haklara" özgürce ve dilediğince ulaşabilmelidir. 
2.- ÇÖZÜM; AYRIŞTIRICI DEĞİL, KAYNAŞTIRICI ÖZDE OLMALIDIR 
• Etnisite, milli eğitime sokulmamalıdır... 
 
• Anayasanın milli kimlik kavramıyla oynanmamalıdır... 
 
• "Uluslaşma sürecimiz aksatılmamalı, Ulus Devlet" yapımızda hiç bır zaaf yaratılmamalıdır...

 

3.- DEVLET BÖLGEYİ POZİTİF AYRIMCILIKLA KUCAKLAMALIDIR; 
• Her kademede en çağdaş, en ileri, en yüksek standartlarda "bedelsiz eğitim" için, "pozitif ayrımcılık" uygulanmalıdır ... 
 
• GAP'a, bölgesel kalkınmaya ve bölgede kamu yatırımlarına "pozitif ayrımcılık" uygulanmalıdır .
 
• "iş ve istihdam yaratmada", en ileri düzeyde "pozitif ayrımcılık" uygulanmalıdır .
 
• sosyal devletin "eşitlik, adalet ve dayanışma" ilkeleri, "pozitifayrımcılık" anlayışı ile en ileri düzeyde uygulamaya geçirilmelidir ... 
 
• En yüksek kalite ve etkinlikte "kamu idaresi ve hizmetleri" için, "pozitif ayrımcılık" uygulanmalıdır ... 
4.- ZORUNLU BOŞALTILAN KÖYLER VE MAĞDURİYETLERİN GİDERİLMESİ 
90'1ı yıllarda terörle mücadele ediyoruz diye 3428 köy ve mezra boşaltıldı. Yüzbinlerce insanımız, evlerinden, yaşam alanlarından kopartıldı, meralar kapatıldı. insanlarımız zorunlu göçe mecbur edildi. Hak ve hukukIarı derinden çiğnendi. 
Bölgede terör vardı diye bu uygulamayı makul görmek mümkün değildir. Devletin terör ortamında dahi geçerli olan kusursuz sorumluluk diye bir yükümlülüğü vardır. Bunun gereği yapılmamıştır. Akp iktidarı da, ne yazık ki, bu konuda son 8 yılda tek bir olumlu adım atmamıştır. Uygulamalar göz boyamaları ile sınırlı kalmıştır. 
Barınma hakkı kutsaldır. Derhal bu mağduriyetler giderilmeli, bu yaygın hak ve hukuk ihlallerine son verilmelidir. Boşaltılmış köylere, devlet desteği altında "güvenli ve gönüllü geri dönüş" derhal sağlanmalıdır. 
Boşaltma zorunda bırakıldıkları köylerinde normal yaşamlarına dönmek isteyenlere "gönüllülük ve güvenlik" temelinde, gerekli sosyal ve teknik altyapısı sağlanarak, bütün giderleri devlet tarafından karşılanarak, bu olanak yaratılmalıdır. 
5.- HEM ÜNİTER DEVLET, HEM YERİNDEN YÖNETİM, HEM KATILIMCI ÇAĞDAŞ YEREL YÖNETİM 
• Çağdaş yerel yönetim reformu" yapılacak; "Katılımcı, çoğulcu, etkin, demokratik, hesap veren, şeffaf, bilgi edinme hakkına saygılı", çağdaş yerel yönetimler oluşturulması hedef alınacaktır. 
 
• CHP iktidarında yerel yönetim düzeni; "ülke bütünlüğünün, çoğulcu demokrasinin, örgütlü toplumun, bireyin" gelişmesinin, "insan haklarının" boyutlanmasının, "bireysel kültürel haklara" duyarlılığın güvencesini oluşturacaktır. 
 
• "Yerellik kavramı" çağdaş boyutta yeniden tanımlanacak, yerel nitelikli hizmetlerin yetki ve sorumluluğu yerel yönetimlere devredilecektir. 
 
• Belediye meclisleri, halk adına karar alıp politika üreten, halkın eğilimleriyle isteklerini yansıtan kurumlar olarak yeniden yapılandırılacaktır. 

BDP'NİN BÖLGEDE ÖZERKLİK TALEBİ, "AB ÖZERKLİK HAKKI" ÖTESİNDE, FEDERATİF YAPIYI HEDEF ALAN ÖRTÜLÜ BİR SİNSİ SENARYODUR. 
C.- "DIŞ ODAKLAR, İKİNİCİ CUMHURİYETÇİLER & CEMAAT" "ULUS DEVLETİ ÇÖKERTME SENARYOLARINI SÜRDÜRÜYOR, AKP'YE ARKA ÇIKIYORLAR ••• 
1- SOSYALİST ENTERNASYONEL BİLDİRGESİ
2- SOROSCULAR STO’LARI PARA İLE YÖNLENDİRİYORLAR 
AÇIK TOPLUM VAKFI tarafından Türkiye'de desteklenen bazı etkinlikler: 
• Hakkari Üniversitesi tarafından organize edilen "Uluslararası Kürdoloji Konferansı" 
• Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)'in "Anayasa Komisyonu Projesi" 
• Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından düzenlenen Anadilde Eğitim Konferansı 
3- HUGH POPE RAPORU
Uluslararası Kriz Grubu (ICG), "PKK ve Kürt Sorununun Çözümü" konusundaki yeni raporunu Ankara'da, Toplumsal Ekonomi Politikaları Araştırmaları Vakfı'nda (TEPAV) açıkladı. 
• 13 yılın en şiddetli dönemi: 12 Haziran 2011 seçimlerinden bu yana geçen 14 ayda 209 asker, polis ve korucu, 405 PKK'li 84 sivil öldü. (Devletin resmi rakamları PKK ölümlerini daha yüksek vermekte) Bu süreç Abdullah Öcalan'ın yakalandığı 1999'dan bu yana en yoğun, en şiddetli çatışmaların yaşandığı dönem oldu. 
• AKP hükümeti Kürtlerin hakları konusunda verdiği taahhütlerde "zikzak politikası" izledi. Bazen olumlu sinyaller veriyor. Seçmeli Kürtçe öğrenimi gibi. Ancak bazen de Kürt hareketine güvensiz, bölgedeki sivillerin ölümüne duyarsız, şiddete bulaşmayan binlerce siyasi aktivistin tutuklanmasına karşı da hareketsiz bir tutum izliyorlar. 
• Kürt hareketinin aktörleri de benzer bir çelişkili tavır içinde. 
Örgüt Türkiye'de intihar saldırılarını, bombalamaları ve adam kaçırma eylemlerini daha da artırmış durumda. 
• Taraflar daha çok ölümleri kabullenmiş gözüküyor: Halk çatışma ile sorunun çözülemeyeceği noktasına çoktan gelmiş olsa da askeri yöntemlere yönelen taraflar her yıl yaşanacak yüzlerce ölümü de şimdiden kabullenmiş gözüküyor. 
• Müzakere yerine reform: "Oslo'da hükümet sorunu kestirmeden çözmeye çalıştı. Ancak olmadı. Şimdi iki taraf da birbirine güvensiz. Bu durumda yeniden PKK ile müzakereye başlamak yerine Kürt toplumunun beklentilerini karşılayan demokratik adımların atılması en uygun yöntem olacaktır" diyerek şu 4 öneride bulunuyor: 
1. Seçim barajının düşürülmesi. 
2. Anadilde eğitime izin verilmesi. 
3. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi. 
4. Anayasa ve yasalardaki etnik ayrımcılık yaratan ifadelerin çıkarılması. 
• Erdoğan'ın önceliği: Pope'a göre Kürt sorununu çözecek ve terörü kalıcı biçimde bitirecek sürecin önünü açacak bu adımlar için şimdi en uygun zaman. 2014'te yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar Rapor, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bu adımları atabileceği beklentisiyle sona eriyor. 

4. CEMAAT ABANT PLATFORMU KAMUOYUNU YÖNLENDİRİYOR. 
• Anayasada yapılması gereken değişikliklere ilişkin katılımcıların fikir birliğini sağlaması esas alınarak öneriler, oylama usulü bildiriye alındı. 
VATANDAŞLIK TANIMINA GEREK YOK! 
1- Anayasa'da vatandaşlığı tanımlamaya gerek yoktur. 
2- Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümran olduğu mahallerde doğan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümran olmadığı mahallerde vatandaş anne ya da babadan olanların vatandaşlığı kanunla düzenlenir. 
3- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı anne ya da babadan olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaştır. 
ANADİLDE EĞİTİM KISITLANAMAZ! 
1- Anadilde eğitim temel bir insan hakkıdır. Anayasa'da anadilde eğitimle ilgili herhangi bir kısıtlayıcı hüküm olmamalıdır. 
2- Anayasa'da farklı anadillerde eğitim yapılma hakkı tanınmalıdır.
3- Resmi dilin öğrenilmesi ve öğretilmesi şartı ile herkes eğitimde anadilini kullanma hakkına sahiptir. 
• YERENDEN YÖNETİM ESASTIR! 
1- Türkiye'nin idari yapısı yerinden yönetim (ademimerkeziyet) esasına dayanır. Yerel yönetimler üzerindeki her türlü idari vesayet kaldırılmalıdır. Resmi dilmecburi olmak kaydı ile kamusal iletişimde farklı dillerin kullanılması serbesttir. 
2- Kamuhizmetlerini n belirlenmesi ve örgütlenmesi yerinde ifa edilir. 
3- Merkezden yönetim istisna, yerinden yönetim esastır. Merkezde üretilecek kamuhizmetleri açıkça sayılır. Geri kalan tüm kamu hizmetleri 
yerinde ifa edilir. Bu yetkiler arasında yerel yönetimin yerel hizmetlerle ilgili vergi salma yetkisi saklıdır. 

BÖLGE EMNİYETİNDE F TİPİ KADROLAŞMA 
• Türkiye'nin kritik Güneydoğu üçgen i Ergenekon-Balyoz tertiplerinin uygulayıcısı F tipi örgütün eline verildi. 
 
• Tufan Ergüder - Geçen yıl Hakkari iı Emniyet Müd. olarak atandı. 
Ergüder, Ergenekon-Balyoz operasyonlarından sorumlu istanbul Emniyet Müdür yardımcısıydı. 
• Avni Usta - Geçen yıl Şırnak iı Emniyet Müd. olarak atandı. Usta, daha önce Diyarbakır'da kritik operasyonlar yönetmişti. 
• Recep Güven - Diyarbakır iı Emniyet Müd. olarak atandı. Güven, 2005 yılında dönemin istihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'a Ergenekon belgelerini veren polisti. 
• Mutlu Ekizoğlu - Siirt iı Emniyet Müd. olarak atandı. Ekizoğlu, Ergenekon tertibini yürüten ekibin yöneticilerindendi. 
• Ümit Yurdakul - Van iı Emniyet Müd. olarak atandı. Yurdakul, daha önce Ankara Emniyeti'nde Terörle Mücadele Şube Müdür olarak görev yaptı. Ergenekon'un yanısıra KCK ve 28 Şubat davalarına bakan kilit isimlerinden biriydi. 
• Sadettin Akgüç - Bitlis iı Emniyet Müd. olarak atandı. Akgüç de Emniyet Genel Müdürlüğü'nde istihbarat Daire Başkan Yardımcılığı yapmıştı. Akgüç'ün adı Fethullahçı polisler listesinde Ramazan Akyürek ve Recep Güven'den sonra 3. sırada anılıyor. 
• Hasan Ali Okan - Geçen yıl Batman iı Emniyet Müd. olarak atandı. 
Okan, Emniyet istihbarat Daire Başkan Yardımcılığı'ndan Batman'a atandı. Daha önce izmir'de istahbarat Şube Müdürlüğü görevini yürütmüştü.
5.- "AKİL ADAMLAR" ÖNERİSİ ANCAK, ÇÖZÜMÜ "SULANDIRMAYA, AKP'LEŞTİRMEYE, GİDEREK BDP’LEŞTİRMEYE YARAR 
Akil Adamlar ne diyecek? "Terör kayıtsız şartsız silahlarını bıraksın, ondan sonra Türkiye demokrasi eksiklikleri neyse ele alsın" mı diyecek? Yoksa: 
"Türkiye şu tavizleri verirse terörün silahları bırakmasının uygun koşulları oluşur" mu diyecek. Muhtemelen ikincisini söyleyecekler. Ne yazık ki, YCHP de "Akil Adamlar" formülünü baştan beri destekliyor." 
Aydınlarla Görüşme. 
CHP Heyeti: Sezgin Tanrıkulu, Gülseren Onanç, Rıza Türmen, Alaattin Yüksel, Burhan şenatalar, Oğuz Kaan Salıcı 
Aydınlar Grubu: Mithat Sancar, Osman kavala, Fuat Keyman, Turgut Tarhanlı, Cengiz Çandar, Oral çalışlar, Bekir Ağırdır, Altan Öymen 
Haluk Koç & Adnan Keskin: "Bizlerin bilgisi yok" 
Kemal Kılıçdaroğlu: "Benim bilgim dahilinde bir toplantı. Bu tarz toplantılar devam edecek". 
6.- KUZEY IRAK, PKK SORUNU, TÜRKİYE & ABD 
Dünya deneyimi, teröre dışarıdan, diğer ülkelerden dolaylı ya da doğrudan desteklerin önü alınmadıkça terörle mücadelenin kalıcı başarıya ulaşabilmesinin son derece zor olduğunu ortaya koymaktadır. 
Kuzey Irak'ta üstlenmiş olan terör, ülkemizin en önemli sorunlarından biridir. Ne Irak hükümeti, ne de ABD, Kuzey Irak'ta üstlenen PKK terör örgütüne karşı yasalardan ve uluslar arası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemişlerdir. 
BOP SENARYOSU VE RTE’NİN EŞBAŞKANLIĞI
Başbakan katıldığı zirve'de Obama ile Kandil'i tasfiye yerine Suriye'yi işgal i konuşuyor! 
Oysa, PKK, Türkiye•ye sınır ötesi harekat yapıyor. Türk Ordusu•nun sınır ötesi harekat yapmasını ise ABD engelliyor. 
Bütün bölge temizlenmezse, şehitler gelmeye devam eder. Bu nedenle geniş kapsamlı, derin kuşatmayı da içeren bir herekat gerekiyor. 
PETROLE KARŞI IRAK KÜRDİSTAN'I 
Amerika, PKK•yı da, Barzani•yi de kullanıyor ... 
Maliki'nin itirazlarına rağmen, Barzani'nin geçen Amerika gezisi sırasında. Amerikan-Kürdistan iş Konseyi kuruluyor. Yeni petrol arama lisanslarını ABD'li iş adamları kapıyor. Petrole karşı Kuzey Irak'ta Kürdistan tapusu. 
Bu durumda, zaten ABD'nin taşeron olarak, bölgede işine geldiği gibi kullanageldiği, hiçbir zaman güvenmediği PKK'nın işi Kuzey Irak'ta artık daha zor olabilir. 
7.- HÜKÜMET iSE, "TERÖRLE ETKİN MÜCADELE" YERİNE, "TERÖRLE MÜZAKERE" YAPIYOR 

"HABUR SÜRECİ" VE "OSLO GÖRÜŞMELERİ" BİTMİŞ GİBİ GÖZÜKSE DE, DEVAM EDİYOR 
,3,5 yıl sürdüğü ifade edilen Oslo süreci, (Org. İlker Başbuğ döneminde) Milli Güvenlik Kurulu kararıyla başlatılmış. MİT Müsteşarı Hakan Fidan o görüşmelere Başbakan'ın danışmanı olarak katılmış. Üç buçuk yıl boyunca her yıl birkaç defa görüşülmüş ve heyetler gelip gitmiş. KCK-PKK'nın Avrupa kanadının da Oslo görüşmelerine katıldığı belirtiliyor. Sadece başbakanın değil, Milli Güvenlik Kurulu'nun da bilgisi vardı. 
Görüşmeler Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Hakan Fidan, MiT müsteşar yardımcısı Afet Güneş, KCK yürütme konseyi üyesi Mustafa Karasu ve PKK'lı Sabri Ok, Kongra-Gel başkan yardımcısı Zübeyir Aydar ve koordinatör ülke olan İngiltere temsilcileri arasında geçiyor. 
Görüşmelerinin sonunda tutulan protokol ve tutanaklar üç yerde mevcut olduğu ifade ediliyor. 
1.- Bu görüşmeye aracılık eden ingiltere'de. Görüşmeleri ingiliz istihbaratı organize etti, kayıtları onlar yaptı. 
2.- Kandil'de Karayılan'da. IEdilen her sözden haberdanm' diyor. 3.- Ankara'da, MiT'te. 
Şerafettin Elçi'de, birkaç BDP'li yöneticiyle birlikte protokolü okuduklarını söylemiş. Sonuçta Polis, bu belgeleri bir senaryo olarak Diyarbakır BDP'de ele geçirdiğini duyurdu. 
Protokaol'e Ankara'dan nihai onay gelmeden Silvan baskını ve 13 şehit verilmesi süreci tıkadı. O gün Başbakan Erdoğan, "banş süreci bitti" diyor 
• PKK'nın dağdan inmesini ve silahların bırakılmasını 
• Kürtçenin okullarda eğitim müfredatına dahil edilmesidir, ki seçmeli ders de olsa bu kısmen yapılıyor şimdi. 
• Dağdakiler için kapsamlı bir af projesinin devreye sokulması, (Protokole göre Karayılan ve tepe kadro nereye gidecek? Irak Kürdistan'ında mı kalacaklar. Bu Kuzey Irak da olabilir, Almanya da olabilir ... Yurtdışında bir ülkede kalırlarsa Türkiye buna itiraz etmeyecek.) 
• Öcalan'la ilgili ev hapsine geçilmesi 
• Bunların bir takvime bağlanması

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.